Uluslararası Ticaret Hukuku | Sözleşmeler
Uluslararası Sözleşmelerde Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi
Uluslararası sözleşmelerde uygulanacak hukukun doğru şekilde belirlenmesi, sözleşmenin öngörülemeyen uyuşmazlıklar karşısında işlerliğini koruması açısından kritik bir hukuki güvenlik unsurudur. Hukuk seçimi yapılmayan sözleşmelerde, uyuşmazlığın hangi hukuk sistemine göre çözüleceği ciddi belirsizlikler doğurabilir.
Uluslararası Sözleşmelerde Hukuk Seçiminin Önemi
Tarafların, sözleşme kurulurken ortaya çıkabilecek tüm ihtimalleri öngörmesi mümkün değildir. Bu nedenle sözleşmede düzenlenmeyen hususların hangi hukuk kurallarıyla çözüleceğinin önceden belirlenmesi gerekir. Ulusal nitelikteki sözleşmelerde bu boşluklar çoğunlukla yerel hukukun emredici kurallarıyla doldurulurken, uluslararası sözleşmelerde bu durum hukuki belirsizlik yaratmaktadır.
Uluslararası bir sözleşmede hukuk seçimine yer verilmemesi halinde, uyuşmazlık çıktığında yetkili yargı merci, kanunlar ihtilafı kuralları uyarınca uygulanacak hukuku belirlemek zorunda kalacaktır.
Hukuk Seçimi ile Sözleşme Hükümlerinin Uyumu
Hukuk seçiminin temel gerekçelerinden biri, sözleşmede yer alan hükümlerin uygulanacak hukuk sistemi ile uyumlu olması gerekliliğidir. Örneğin Türk Hukuku esas alınarak hazırlanan bir sözleşmeye, farklı bir ülke hukukunun uygulanması kararlaştırılmışsa ve bu hukuk sistemi sözleşmedeki düzenlemelerle çelişiyorsa, uygulamada ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Uygulamada tarafların çoğu zaman herhangi bir hukuk seçimi yapmaksızın sözleşme kurdukları ve uyuşmazlık aşamasında bu eksiklik nedeniyle hak kayıpları yaşandığı görülmektedir.
Uluslararası Sözleşmelerde Hukuk Seçme Serbestisi
Uluslararası ticari sözleşmelere uygulanacak hukukun belirlenmesi konusunda, taraflara geniş bir irade serbestisi tanınmaktadır. Bazı istisnai ülkeler dışında, çoğu hukuk sistemi tarafların serbestçe hukuk seçimini kabul etmektedir.
Türk hukukunda bu husus, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24. maddesinde düzenlenmiştir:
“Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.” (MÖHUK m.24)
Kanun koyucu, hukuk seçimi için özel bir şekil şartı öngörmemiş; açık veya örtülü irade beyanını yeterli kabul etmiştir. Hukuk seçimi, sözleşmenin bir maddesiyle veya ayrıca yapılacak bir anlaşmayla da gerçekleştirilebilir.
Hukuk Seçimi Yoksa: Karakteristik Edim Borçlusu Kriteri
Tarafların sözleşmede uygulanacak hukuku belirlememiş olması halinde, MÖHUK m.24 uyarınca sözleşmeye en sıkı ilişkili hukuk uygulanır. Bu bağlamda kanun, “karakteristik edim borçlusu” kavramını esas alır.
Karakteristik edim borçlusunun kim olduğu her sözleşme türü bakımından net değildir ve doktrinde tartışmalıdır. Örneğin bir satım sözleşmesinde, parayı ödeyen alıcı mı yoksa malı teslim eden satıcı mı karakteristik edim borçlusudur sorusu, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 27.01.2016 tarihli kararında, ticari satım sözleşmesinde karakteristik edim borçlusunun satıcı olduğu kabul edilmiş; bu nedenle satıcının bulunduğu ülke hukuku olan Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiğine hükmedilmiştir.
(Yargıtay 19. HD, E. 2015/4625, K. 2016/963, T. 27.01.2016)
Tahkim ve Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları
Tarafların sözleşmede tahkim veya arabuluculuk yolunu kararlaştırmaları halinde, uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme tartışmalarının büyük ölçüde önüne geçilmiş olur. Bu nedenle tahkim ve arabuluculuk, uluslararası ticari uyuşmazlıklarda daha hızlı, öngörülebilir ve güvenli yöntemler olarak öne çıkmaktadır.